Ağza Sövmek Dinden Çıkarır mı? Bir Cümlenin Ardından Günlerce Kendimden Utandığım O Gece
Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. İnsanların dışarıdan bakınca “sessiz, sakin çocuk” dediği tiplerdenim ama içimde sürekli konuşan bir taraf var. Her şeyi fazla düşünüyorum. Bazen biri bana kötü baksa gece yatarken onu düşünüyorum. Bazen de kendi söylediğim tek bir cümle günlerce içimi kemiriyor.
Zaten bu yazıyı yazma sebebim de tam olarak bu.
“Ağza sövmek dinden çıkarır mı?” sorusunu ilk kez internette aratmadım. İlk kez kendi vicdanımın içinde duydum.
Hem de hayatımın en kötü akşamlarından birinde.
Babamla Tartıştığım O Akşam
Kıştı. Kayseri ayazı yine insanın yüzüne tokat gibi çarpıyordu. Eve geldiğimde moralim zaten bozuktu. İş görüşmesinden yine olumsuz dönüş almıştım. İnsan bir süre sonra reddedilmeye alışıyor sanıyor ama alışmıyor.
Annem mutfakta yemek hazırlıyordu. Ev sıcaktı ama benim içim buz gibiydi.
Babam salonda televizyon izliyordu. Bana dönüp:
— “Ne oldu görüşme?” diye sordu.
Sesi normaldi aslında ama ben o gün her şeyi saldırı gibi algılıyordum.
— “Olmadı,” dedim kısa kısa.
Sonra klasik cümle geldi:
— “Biraz daha gayret etsen olacak aslında.”
İşte insan bazen en sevdiği insanların en normal cümlesine bile kırılıyor. Çünkü mesele cümle değil, insanın içindeki yorgunluk oluyor.
Bir anda sesimi yükselttim.
Normalde yapmam. Gerçekten yapmam.
Ama o gün içimde birikmiş ne varsa ağzımdan kontrolsüzce çıktı. Sinirle kötü bir söz söyledim. Küfür ettim. Hem de babama karşı.
O an ev sessizleşti.
Annem mutfaktan çıktı. Babam sadece yüzüme baktı.
Bağırmadı.
İşte insanı en çok o sessizlik mahvediyor.
O Gece Uyuyamadım
Odama geçtim ama sanki bütün ev bana küsmüştü. Duvarlar bile.
Telefonu elime aldım. Sosyal medyada dolaştım. Video açtım. Müzik açtım. Hiçbiri kafamı susturmadı.
Çünkü içimde tek bir soru dönüyordu:
“Ağza sövmek dinden çıkarır mı?”
İnsan sinirliyken söylediği şeyin ağırlığını bazen birkaç dakika sonra anlıyor.
Ben o gece sadece babama söylediğim sözü düşünmedim. Kendimden utandım.
Çünkü küçükken babam bana bisiklet sürmeyi öğretmişti.
İlk düştüğümde kaldırmıştı.
Askerdeyken her aradığımda “oğlum dikkat et kendine” demişti.
Ve ben bir öfke anında ona kötü söz söylemiştim.
Sabaha Karşı Yazdığım Günlük
Ben günlük tutuyorum. Çocukluğumdan beri.
Kimse bilmiyor bunu.
Çünkü insan bazen en çok kendine anlatabiliyor bazı şeyleri.
O gece defterimi açtım. Saat sabah 04.12’ydi. Şöyle yazmışım:
“Bugün ağzımdan çıkan şey yüzünden kendimi kötü hissediyorum. Bir insan bir cümleyle kendi vicdanını bu kadar yaralayabilir mi bilmiyorum.”
Sonra altına büyük harflerle şunu yazmışım:
“AĞZA SÖVMEK DİNDEN ÇIKARIR MI?”
İnternette onlarca şey okudum. Kimi ağır konuşuyordu, kimi daha yumuşak anlatıyordu. Ama ben aslında fetvadan önce vicdanımla baş başaydım.
Çünkü mesele sadece dini korku değildi.
Mesele insanın kendi kalbinden düşmesiymiş.
Babamın Sessizliği Daha Çok Yaraladı
Ertesi sabah mutfağa girdim. Babam çay içiyordu.
Ben “günaydın” dedim.
O da dedi.
Ama o sıcaklık yoktu.
İnsan bazen bağırılmayı tercih ediyor. Çünkü sessizlik insanı kendi düşünceleriyle baş başa bırakıyor.
Çayı koyarken elim titriyordu.
Defalarca özür dilemek istedim ama cümle boğazımda düğümlendi.
Sonunda dayanamadım.
— “Baba…” dedim.
— “Dün yanlış konuştum.”
Yüzüme baktı.
Uzun uzun değil. Kısa ama yorgun bir bakıştı.
Sonra:
— “İnsan sinirlenir,” dedi.
— “Ama dil bazen kalpten önce kırar.”
İşte o cümle içime oturdu.
Ağza Sövmek Dinden Çıkarır mı? Sorusu Aslında Neden Bu Kadar Ağır Geliyor?
Bence bu sorunun ağırlığı sadece dinden değil.
İnsan kötü bir söz söylediğinde kendine yabancılaşıyor biraz.
Ben o gece aynaya baktığımda kendimi tanıyamadım.
Çünkü insan kendi çizgilerini aşınca korkuyor.
“Ağza sövmek dinden çıkarır mı?” diye araştırırken aslında şunu arıyordum:
“Ben hâlâ iyi biri olabilir miyim?”
Belki çoğu insan bunu itiraf etmiyor ama bazı geceler insan kendi vicdan mahkemesinde yargılanıyor.
Ve en sert hâkim yine insanın kendisi oluyor.
Kayseri Sokaklarında Yürüdüğüm O Gün
Öğleden sonra dışarı çıktım.
Hava soğuktu. İnsanların yüzü atkıların içinde kaybolmuştu. Cumhuriyet Meydanı’nda yürürken herkes normal hayatına devam ediyordu ama benim içimde büyük bir ağırlık vardı.
Bir simit aldım.
Çayın buharını izledim.
Sonra kendi kendime düşündüm:
“Bir insan pişman oluyorsa hâlâ umut vardır belki.”
Bu düşünce biraz rahatlattı beni.
Çünkü bazen hata yapmak değil, hatayı umursamamak insanı korkutmalı.
Ben umursuyordum.
Hem de çok.
Küçükken Öğrendiğim Bir Şey Geldi Aklıma
Dedem bir gün bana şöyle demişti:
“İnsanın dili kalbinin kapısıdır.”
Çocukken anlamamıştım.
Şimdi anlıyorum.
İnsan bazen içindeki öfkeyi diliyle dışarı döküyor. Sonra o söz geri alınmıyor.
İşte en kötüsü bu.
Bir mesaj silinir.
Fotoğraf silinir.
Ama kırılan insanın içi hemen düzelmiyor.
Annemle Yaptığım Konuşma
Akşam annem odama geldi.
Elinde çay vardı.
Annem hep çayla çözer meseleleri.
Yatağın kenarına oturdu.
— “Baban kırıldı,” dedi.
— “Ama senden vazgeçmez.”
İşte anneler bazen insanın içini tek cümleyle dağıtıyor.
Bir anda gözlerim doldu.
Çünkü insan en çok sevdiği kişileri kırınca üzülüyor.
Sonra annem saçımı düzeltti:
— “Önemli olan yanlışta kalmamak,” dedi.
O gece ilk kez biraz nefes alabildim.
Ağza Sövmek Dinden Çıkarır mı? Diye Sorarken Aslında Kendimi Arıyordum
Şunu fark ettim:
Ben internette dini hüküm ararken aslında içimde kaybettiğim huzuru arıyordum.
Çünkü insan kötü söz söylediğinde sadece karşısındakini değil, kendi iç huzurunu da yaralıyor.
Bence bu yüzden dil çok önemli.
Bir cümle insanı iyileştirebiliyor.
Bir cümle günlerce uyutmuyor.
Ben bunu yaşadım.
Babamla Barıştığımız Akşam
Aradan birkaç gün geçti.
Akşam oturuyorduk. Televizyonda eski bir film açıktı.
Babam bir anda:
— “Çay koy da içelim,” dedi.
Normal bir cümleydi.
Ama ben o cümlede affedilmeyi hissettim.
Mutfakta çayı doldururken gözlerim doldu.
İnsan bazen en büyük sevgiyi büyük cümlelerde değil, küçük davranışlarda görüyor.
Çayı götürdüm.
Sessizce içtik.
Sonra babam omzuma vurdu:
— “Kendini bu kadar yeme,” dedi.
İşte o an içimdeki düğüm biraz çözüldü.
Umarız “Ağza sövmek dinden çıkarır mı” hakkındaki bu rehber işinize yaramıştır. Hotelkeykan ailesiyle kalmaya devam edin!
Bazı Yaralar Sessizce İyileşiyor
Şimdi dönüp bakınca şunu anlıyorum:
“Ağza sövmek dinden çıkarır mı?” sorusu sadece korkuyla sorulmuyor bazen.
Pişmanlıkla soruluyor.
İnsan kötü bir söz söyledikten sonra yeniden iyi biri olmak istiyor.
Ben de istedim.
Hâlâ bazen geceleri o akşamı düşünüyorum. Hâlâ utanıyorum.
Ama artık şunu biliyorum:
İnsan hata yapabiliyor.
Önemli olan o hatanın içinde kaybolmamak.
Özür dilemek.
Düzelmeye çalışmak.
Kalbini sertleştirmemek.
Bugün Günlüğüme Yazdığım Son Cümle
Bu akşam yine defterimi açtım.
Uzun uzun yazdım.
Sonra sayfanın en altına şunu ekledim:
“İnsan bazen ağzından çıkan sözle kırılıyor ama samimi bir pişmanlık insanı yeniden toparlayabiliyor.”