İçeriğe geç

Pik noktası nedir ?

Koronavirüs ne zaman çıktı? diye başlayan o garip zamanın içinden

Bazı sorular vardır, cevabı basit olsa bile insanın zihninde başka bir yere oturur. “Koronavirüs ne zaman çıktı?” mesela… Takvimde bir tarih gibi duruyor ama aslında bir tarihten çok daha fazlası. Benim için o soru, hayatın ikiye bölündüğü çizginin başlangıcı gibi.

Kayseri’de yaşıyorum. 25 yaşındayım. Günlük tutmayı severim; bazen sadece günü değil, içimde kalanları da yazarım. O günleri düşündüğümde hâlâ içimde küçük bir sıkışma hissi olur. Sanki bir şey yarım kalmış gibi.

Her şeyin başladığı o dönem… Aslında “başladı” demek bile tuhaf geliyor. Çünkü kimse bir şeyin başladığını tam olarak anlamadı. Bir sabah uyandık ve dünya biraz değişmişti.

İlk haber: uzak gibi duran ama yaklaşıp duran bir kelime

Hatırlıyorum, kışın sonlarına doğruydu. Mart ayına yaklaşırken hava hâlâ soğuktu. İşten eve dönmüştüm, montumu çıkarırken telefonda bir bildirim gördüm. “Yeni bir virüs…” diye başlayan bir haber.

O an içimde bir şey kıpırdadı ama önemsemedim. Çünkü insan böyle şeyleri hep “uzakta bir yerlerde oluyor” sanıyor. Çin’de çıkmıştı deniyordu. O yüzden bana çok uzak geldi. Gerçekten uzak mıydı, yoksa ben mi öyle sanmak istedim bilmiyorum.

Koronavirüs ne zaman çıktı sorusu o günlerde kafamda net bir cevaba sahip değildi. Sanki bir tarih değil de bir söylenti gibiydi. Bir şeyler olur ama bana dokunmaz gibi…

Şehir yavaş yavaş değişirken

Kayseri’de hayat genelde sakin akar. Ama o dönem bu sakinlik başka bir şeye dönüştü. Sokaklar biraz daha sessizleşti. İnsanlar marketlerde daha hızlı hareket etmeye başladı. Bir garip tedirginlik vardı havada.

Bir akşam markete gitmiştim. Rafların önünde insanlar normalden daha hızlı davranıyordu. Makarnalar, konserveler… sanki bir yarış varmış gibi toplanıyordu. O an ilk kez içimde gerçek bir endişe hissettim.

Kendi kendime sordum: “Biz neyi kaçırıyoruz?”

Telefonu açıp tekrar baktım. Koronavirüs ne zaman çıktı diye arattım. Her yerde aynı cevap: 2019’un sonu, Çin’in Wuhan şehri. Ama o bilgi bile bana tam gerçek gibi gelmiyordu. Çünkü gerçek olan şey, dışarıda gördüğüm değişimdi.

Evde geçen ilk günler: zamanın uzaması

Sonra bir anda evde kaldığımız günler başladı. İlk başta “birkaç hafta” gibi söylendi. O birkaç hafta kelimesi ne kadar masum duruyordu…

Evde ilk günler garipti. Sabah uyanıyordum ama işe gitmeyeceğimi bilmek bile günün ritmini bozuyordu. Kahve yapıyordum, ama sanki kahvenin bile amacı yokmuş gibi geliyordu.

Bir gün defterimi açtım ve şunu yazmışım: “Zaman sanki yavaşlıyor ama aynı zamanda hiçbir yere varmıyor.” O cümleyi şimdi okuyunca içim hafif ürperiyor.

Koronavirüs ne zaman çıktı diye düşünmek yerine artık “bu ne zaman bitecek?” diye sormaya başlamıştım. Çünkü başlangıç tarihi artık önemli değildi; içinde olduğumuz durum daha ağır basıyordu.

Telefon ekranında büyüyen dünya

O günlerde dış dünya ile tek bağlantım telefondu. Haberler, sosyal medya, sürekli artan vaka sayıları… Her bildirim bir ağırlık taşıyordu.

Bir akşam arkadaşlarımla görüntülü konuşurken herkesin yüzünde aynı ifade vardı: belirsizlik. Kimse ne olacağını bilmiyordu ama herkes bir şeylerin değiştiğini hissediyordu.

Bir arkadaşım “bu iş ciddi galiba” dediğinde, içimde bir şey çöktü. Çünkü o cümle artık sadece bir tahmin değil, bir kabullenmeydi.

Koronavirüs ne zaman çıktı sorusu o anda başka bir anlam kazandı. Sanki “ne zaman başladı” değil de “biz ne zaman fark ettik” sorusuna dönüşmüştü.

Kayseri sokakları ve sessizlik

Bir gün mecburen dışarı çıkmam gerekti. Şehir merkezine doğru yürüdüm. Normalde kalabalık olan caddeler boş gibiydi.

Rüzgâr bile daha net hissediliyordu. Dükkanların kapalı olması, tabelaların sessizliği… Her şey bir film sahnesi gibi ama gerçekti.

O yürüyüşü unutamıyorum. İnsan bazen sessizliği duyar ya… işte öyle bir şeydi. Kendi ayak seslerim bile fazla geliyordu.

O an düşündüm: “Dünya ne kadar hızlı değişmiş olabilir?”

Umut kırıntıları ve alışmaya çalışma hali

Zaman geçtikçe insanlar bir düzene alışmaya başladı. Evde çalışma, maskeler, mesafeler… Hepsi hayatın yeni parçası oldu.

Garip olan şu ki, insan her şeye alışabiliyor. Ama alışmak, kabullenmek anlamına gelmiyor. İçimde sürekli bir “bu böyle olmamalı” hissi vardı.

Bazen akşamları pencereden dışarı bakıyordum. Sessiz bir şehir… ama içinde milyonlarca düşünce.

Koronavirüs ne zaman çıktı diye düşündüğümde artık o tarih uzak bir bilgi değil, hayatımın içine işlemiş bir gerçekti. 2019’un sonu demek artık sadece bir yıl değil, bir kırılma noktasıydı.

Kendi içime yazdığım satırlar

O dönem günlüklerim daha karanlık ama daha dürüsttü. Şöyle yazmışım bir sayfaya:

“Bir şeyler oluyor ve ben sadece izliyorum. Kontrol bende değil. Bu en zor kısmı.”

O cümleleri yazarken bile tam olarak ne hissettiğimi bilmiyordum. Ama bugün dönüp bakınca, o belirsizliğin aslında en ağır duygu olduğunu görüyorum.

Hayal kırıklığı vardı. Çünkü normal hayatın bir anda durması insana garip bir boşluk bırakıyor. Ama aynı zamanda küçük bir umut da vardı. Bir gün her şeyin geri döneceğine dair.

İnsanların değişimi

En çok dikkatimi çeken şey insanlardı. Bazıları çok hızlı adapte oldu, bazıları ise uzun süre kabullenemedi.

Market sırasında bile insanlar arasında görünmez bir mesafe oluşmuştu. Sanki herkes birbirine hem yakın hem uzak gibiydi.

Bir gün komşumla kısa bir konuşma yaptım. Normalde uzun sohbet ederiz ama o gün sadece başımızı salladık. O bile yeterliydi sanki.

O an düşündüm: “Biz ne zaman bu kadar değiştik?”

Geriye bakınca kalan his

Şimdi geriye dönüp baktığımda, Koronavirüs ne zaman çıktı sorusu bana sadece bir tarih hatırlatmıyor. Daha çok bir dönemi hatırlatıyor.

2019’un sonu… ama etkisi yıllara yayılan bir dönem. İnsanların evlere kapandığı, dünyanın yavaşladığı, hayatın yeniden tanımlandığı bir süreç.

Ve en önemlisi, insanın kendi iç sesiyle daha fazla baş başa kaldığı bir zaman.

Sonra gelen farkındalık

Bugün sokakta yürürken bazen o günleri hatırlıyorum. Kalabalık geri geldi, sesler geri geldi, hayat devam ediyor.

Ama içimde bir yer hâlâ o sessiz günleri hatırlıyor. Sanki her şeyin bir anda durabileceğini öğrenmiş olmak, insanda kalıcı bir iz bırakıyor.

Belki de bu yüzden “Koronavirüs ne zaman çıktı?” sorusu sadece bir tarih sorusu değil. Aynı zamanda hayatın kırıldığı anı anlamaya çalışma çabası.

Ve ben o anı, hâlâ tam olarak tek bir cümleyle anlatamıyorum.

Bu yazımızda “Pik noktası nedir” konusunu tüm detaylarıyla ele aldık. Hotelkeykan sayfamızı takip etmeye devam edin!

Sizin İçin Seçtik: Piaget'nin gelişim evreleri nelerdir ?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://www.pembeseker.com.tr https://rdb.com.tr https://kilichalibranda.com.tr Sitemap
elexbet yeni adresivdcasino güncel girişbetexper güncel