Hangi Altını Almalıyım? Hayatımda En Zor Sorulardan Biri
İzmir’de, güneşin altında yazın sıcağını dibine kadar hissettiğin, kışın ise rüzgârın kasvetini yüzüne çarptığı o güzel şehirde yaşıyorum. Benim gibi tipik bir 25 yaşındaki genç, arkadaş ortamında bolca espri yaparım, ama kimseye anlatmadığım o içsel monologlarımda derin düşüncelere dalarım. İşte bu yazının teması da bu kafa karışıklığından doğuyor: Hangi altını almalıyım?
Bunu bir gün arkadaşım Hakan’a sordum, “Abi, bir altın alacağım da, hangisini alayım?” dedim. Hakan bir an sustu, sonra şöyle dedi: “Hangi altını almalısın? Abi sen ne konuşuyorsun ya! Altın dedin, ben anlamadım.” Gerçekten de, her şeyden önce böyle bir soru, sadece bana ait gibi hissediyor. Ama… Hangi altını almalıyım?
Hangi Altını Almalıyım? Kendimi Birinci Dünya Sorunu Gibi Hissediyorum
Altın almak aslında hiç de basit bir şey değil. İşin ilginç tarafı, “hangi altını almalıyım?” sorusunun aslında bir hayatta kalma sorusu gibi algılanması. Çünkü bu soru, “yoksa ruhumu mu satıyorum?” düşüncesine yol açıyor.
Evet, evet, içimden hala bir ses “belki bu ay sonu yeni bir telefon almak daha mantıklı olur” diyor. Ama sonra bir ses daha geliyor, “Hayır! Altın al! Birikim yap, biriktir!” O içsel savaş ki, gerçekten sinir bozucu. Altın almanın getirdiği prestij ile parayı cebinde tutmanın getirdiği güven arasındaki dengeyi kurmak, modern yaşamın en karmaşık meselelerinden biri.
Altın alırsam, ne olacak? Altın, nereye gidiyor? İyi bir yatırım mı yapıyorum? İşte bu soruları sorarken, aklımdan geçen diğer şeyler de oldukça eğlenceli. Mesela, bir altın takı alırken, “Hadi bakalım, bu altın bana para mı kazandıracak yoksa altıncı kademe hiphop müzik videosunda yanımda yer alan tek taş mı olacak?” gibi sorulara kafa yoruyorum.
Altın, Kimlere Göre? Kimin İçin Altın?
Bir altın takı almanın, o an kim olduğunuza göre farklı anlamlar taşıyabileceğini fark ettim. Düşünsenize, altın alıyorsunuz ama bu aldığınız altınla aslında kimlere hitap ettiğinizi de belirlemiş oluyorsunuz. Bir zamanlar, altını sadece hediyelik eşya olarak gören ben, bir anda “yatırım aracı” olarak bakar oldum.
Ama sonra, yine bir sabah, düşündüm ki; altın sadece bir süs eşyası da olabilir. Şunu kabul ediyorum: Altın almayı gerçekten istiyorum, ama bir yanda da bir sürü mantıklı ve dürüst bir “neden olmasın?” var. İşte böyle anlarda, iç sesim devreye giriyor ve soruyor: “Peki ya şimdi almazsan ne olacak?”
Ve sonra bu soru, gündelik hayattan komik bir diyalogla yerini buluyor.
İç Sesle Diyalog
Ben: Hangi altını almalıyım?
İç Ses: Altın mı alıyorsun? Geçen ay telefon aldın, karnın aç değil!
Ben: Ama ne olur, ben de altın takı almak istiyorum.
İç Ses: Takı diyor! Seninki zaten takıyı takamıyor, altını nerede takacaksın?
Ben: Haklısın, ama bu bir yatırım.
İç Ses: Yatırım mı? Abi altın takmanın ne alakası var? O kadar düşünme!
Ve gerçekten, derin derin düşünceler arasında kaybolup gitmek işte böyle oluyor. Altın almak sadece bir şeyleri parlatmak değil, bence daha çok ne kadar parlatmak istediğini sorgulamakla ilgili.
Hangi Altını Almalıyım? Takı Mı, Yatırım Mı?
Altın almak, tek başına “yatırım yapıyorum” diyecek kadar ciddi bir iş olabilir. Ama günümüzde, altın takı almak demek, her birimizin içsel bir çözüm arayışına da yol açabiliyor. Peki, bu takıyı sadece görünüş için mi alıyoruz yoksa ilerleyen zamanlarda satmayı mı hedefliyoruz? İşin içine bu kadar yatırım planı da girdiği zaman, sorunun “Hangi altını almalıyım?” olması, zaten başlı başına bir dert.
Bir ara, arkadaşım Burak’a sordum. “Altın almak istiyorum, ama nedenini açıklayamıyorum. Bence ihtiyacım var,” dedim. Burak, gözlüklerini takıp bana baktı ve dedi ki:
“Altın almak istiyorsan, bunu ‘benim artık yavaş yavaş olgunlaştığımı göstermek için alıyorum’ diye düşün.”
Evet, ben de böyle düşünüyorum. Yavaşça olgunlaşıyorum ama altın almak bir çözüm mü? İşte bu noktada, “Ne kadar olgunlaşmalıyım?” sorusunun cevabını da bulmak zor.
Sonuç Olarak: Altın mı, Telefon mu?
Bir altın almanın mantıklı olup olmadığını düşündüğümde, bende şu düşünce yerleşiyor: “Telefon almak daha mı doğru olur? Hem üstümde her zaman taşıyabileceğim hem de işlevsel olur!” Ama tabii ki, altın da her zaman bir yatırım aracıdır. Gündelik hayatta ne kadar komik olursa olsun, bu düşünce “sistem”le yüzleştiğimiz anlarda ciddi bir anlam taşıyor.
Sonunda, bu yazıyı yazarken de fark ettim ki, altın almak aslında sadece parayı harcama şekli değil, aynı zamanda kendi içsel sorularımızla yüzleşme şeklimiz. O yüzden “Hangi altını almalıyım?” sorusunu tekrar soruyorum ve cevabını hala bulamamış oluyorum. Ama kim bilir, belki bir gün giderim, o güzel altını alırım… ya da yeni bir telefon.
İzmir’de bir gün dolaşırken, cebimde altınım olur, ama belki de cebimde hala telefonum olur. Kim bilir?