Karşı Cins ile Tokalaşmak Haram mıdır? İçimde Büyüyen Sessiz Soru
Kayseri’de soğuk bir sabahın içinde uyanıyorum. Pencerenin kenarında buğulanan camı elimle silerken, zihnimde aynı soru dönüp duruyor: Karşı cins ile tokalaşmak haram mıdır? Bunu ilk kez bir kitapta görmemiştim aslında. Sokakta, üniversitede, iş yerinde, insanların birbirine dokunmadan ama bazen de el uzatarak kurduğu o kısa temas anlarında hissetmiştim.
Ben 25 yaşındayım. Günlük tutarım. Bazen satırlarım düzenli akar, bazen kelimelerim düğümlenir. Ama bu konu… bu konu hep düğüm.
Bir İş Görüşmesinde Başlayan İç Çatışma
Geçen ay bir iş görüşmesine gitmiştim. Kayseri’nin merkezinde, modern ama soğuk bir ofisti. İçeri girdiğimde resepsiyondaki kadın beni gülümseyerek karşıladı. O an fark ettim; elini uzattı.
Bir saniyelik bir duraksama oldu içimde.
Elini sıkmalı mıydım? Yoksa geri mi çekilmeliydim?
Kalbim hızlı atmaya başladı. Çünkü zihnimde yıllardır duyduğum cümle yankılandı: “Karşı cinsle tokalaşmak doğru mu?”
Elimi uzattım. Ama o an kendimi ikiye bölünmüş gibi hissettim. Bir tarafım bunun sıradan bir nezaket olduğunu söylüyordu. Diğer tarafım ise içten içe huzursuzdu.
Tokalaşma birkaç saniye sürdü ama etkisi gün boyu sürdü. Otobüste eve dönerken elim hâlâ o teması hatırlıyordu.
Evde Sessizlik ve Sorular
Eve döndüğümde annem mutfakta yemek yapıyordu. Kokular her zamanki gibi içimi ısıtmadı o gün. Çünkü kafam doluydu.
“Nasıl geçti?” diye sordu.
Cevap vermeden önce duraksadım. Çünkü asıl anlatmak istediğim şey iş görüşmesi değil, o tokalaşma anıydı. Ama anlatamadım.
O gece defterimi açtım.
“Bugün bir kadınla tokalaştım. Küçük bir an ama içimde büyük bir karmaşa bıraktı.”
Kalemim titriyordu. Kendime bile tam açıklayamadığım bir huzursuzluk vardı. Dinî sınırlar, toplumsal alışkanlıklar, kişisel duygular… Hepsi birbirine karışmıştı.
Karşı Cins ile Tokalaşmak Haram mıdır? Sorusunun Gölgesinde
Bu soruyu ilk kez bu kadar ciddi düşünmeye başladım. Önceden sadece “ayıp mı, uygun mu” gibi yüzeysel bir düşünceydi. Ama şimdi içimde daha derin bir sorgu vardı.
Bazı insanlar için bu, tamamen normal bir davranıştı. Bir selamlaşma biçimi. Bir saygı göstergesi.
Ama bazı insanlar için bu, sınırların aşılmasıydı. İnançla, hassasiyetle, kişisel tercih ile ilgiliydi.
Ben ise tam ortada kalmıştım.
Bir yanım “insanlara karşı nazik olmak önemli” diyordu. Diğer yanım “kendini sorgulamalısın” diye fısıldıyordu.
Ve en kötüsü, bu iki ses hiçbir zaman aynı anda susmuyordu.
Bir Arkadaşla Uzayan Sohbet
Bir gün üniversiteden arkadaşım Mert ile çay içmeye gittik. O her zaman daha rahat biriydi. Konuları fazla büyütmezdi.
Ona bu konudan bahsettim.
“Bir kızla tokalaştım ve sonra içimde garip bir huzursuzluk oluştu,” dedim.
Bana baktı, sonra çayından bir yudum aldı.
“Sen ne hissediyorsan önemli olan o,” dedi.
Bu cümle basit görünüyordu ama zihnimde yankılandı. Çünkü bana net bir cevap vermemişti. Ama belki de bu sorunun net bir cevabı yoktu.
O an fark ettim ki, ben aslında bir hüküm değil, bir iç huzur arıyordum.
Şehir, İnsanlar ve Küçük Temaslar
Kayseri’de hayat hızlı değil ama derin. İnsanlar birbirini tanır, selam verir, bazen tokalaşır. Ama her temasın arkasında farklı bir anlam yüklenir.
Otobüste, markette, üniversite koridorlarında…
Bir gün bir hocamla karşılaştım. Elini uzattı. Bir an tereddüt ettim ama bu sefer içim daha sakindi. Elini sıktım.
Sonra uzun süre düşündüm: Neden bazı anlarda bu kadar huzursuz oluyorum, bazı anlarda ise değilim?
Belki de mesele sadece tokalaşmak değildi. Belki mesele, niyetimdi. Belki de zihnimdeki çelişkiydi.
İçimdeki Sessiz Çatışma
Geceleri defterime daha çok yazmaya başladım.
“Bir el sıkışması bu kadar büyümemeliydi. Ama büyüdü. Çünkü ben büyüttüm.”
Kendime kızıyordum bazen. Bu kadar basit bir şeyi neden bu kadar karmaşık hale getiriyordum?
Ama sonra durup düşünüyordum. Belki de basit değildi. Belki de benim için önemliydi.
Çünkü insan bazen küçük bir dokunuşta bile kendi sınırlarını hisseder.
Kalbimin İki Ucu
Bir tarafım özgür olmak istiyordu. İnsanlarla rahatça iletişim kurmak, doğal davranmak…
Diğer tarafım ise sınırlarını korumak istiyordu. İnancına, değerlerine, iç huzuruna tutunmak…
Bu iki taraf sürekli kavga ediyordu.
Ve ben ortada kalmıştım.
Bir Gün Değişen Bakış Açısı
Bir akşam, eski bir hocamla karşılaştım. Uzun zamandır görmemiştim. Yanına gittim, saygıyla selam verdim.
Elini uzattı.
Bu sefer duraksamadım. Ama içimde bir sessizlik vardı. Ne huzursuzluk, ne de aşırı bir rahatlık.
Sadece bir anlık farkındalık.
Belki de cevap, kesin bir “evet” ya da “hayır” değildi.
Belki de mesele, insanın kendi kalbiyle kurduğu dengedeydi.
Kendime Yazdığım Son Not
O gece defterimi açtım ve uzun uzun yazdım:
“Karşı cins ile tokalaşmak bana göre sadece bir temas değil. Bazen bir sınav, bazen bir düşünce, bazen de içimdeki sınırların aynası.”
Artık bu soruya tek bir cevap aramıyordum. Çünkü hayatın bazı soruları cevaplanmak için değil, anlaşılmak için vardır.
Ve ben yavaş yavaş şunu öğreniyordum: İnsan, kendi kalbini dinlemeyi öğrendiğinde, dışarıdaki sesler daha az bağırır.
Sonuç Yerine Bir His
Sevgili Hotelkeykan ziyaretçileri, bugün “Karşı cinse dokunmak zina mıdır” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Bugün hâlâ tokalaşmalar oluyor. Hayat akıyor. İnsanlar selamlaşıyor, vedalaşıyor.
Ama ben artık her el uzandığında içimde aynı fırtınayı yaşamıyorum.
Çünkü anladım ki mesele sadece bir el sıkışması değil.
Mesele, o anda ne hissettiğim.
Ve ben o duyguyu artık kaçmadan, saklamadan kabul etmeyi öğreniyorum.